Borsa İstanbul’da işlem gören Barem Ambalaj’ın konkordato talebinde bulunduğunu açıklaması, hissede haftalardır devam eden sert satışların ardından geldi.
Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 30 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şirkete üç aylık geçici mühlet verdi ve geçici konkordato komiseri atanmasına karar verdi.
Ancak yatırımcıların dikkatini çeken asıl konu, konkordato kararından çok hisse fiyatındaki zamanlaması tartışmalı düşüş oldu.
Barem Ambalaj hissesi 16 Haziran 2026 tarihinde 82 liraya kadar yükseldikten sonra yaklaşık bir buçuk ay boyunca aralıksız değer kaybetti.
Bugün ise konkordato haberinin açıklanmasının ardından hisse taban fiyata geriledi.
Bu tablo, sermaye piyasalarında sıkça gündeme gelen ancak çoğu zaman yanıtı netleşmeyen bir soruyu yeniden gündeme taşıdı:
Şirketin içinde bulunduğu finansal sıkıntıları resmi açıklamadan önce bilenler var mıydı? Varsa bu bilgiyle işlem yapıldı mı?
Şirket açıklamasında, finansal sıkıntının temel nedenleri arasında artan finansman maliyetleri, tahsilatlarda yaşanan gecikmeler, Konya Ereğli Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikanın enerji yatırımı tamamlanıncaya kadar geçici olarak kapatılması ve kâğıt fabrikası yatırım maliyetinin yaklaşık 200 milyon euro seviyesine yükselmesi gösterildi.
Barem Ambalaj, konkordato başvurusunun faaliyetlerin durdurulması anlamına gelmediğini belirterek İzmir, Gaziantep ve Karaman’daki tesislerde üretimin kesintisiz devam ettiğini açıkladı.
Şirket ayrıca geçici mühlet süresince alacaklılarla borçların yeniden yapılandırılması için görüşmeler yürütüleceğini ve gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.
Ancak yatırımcı cephesinde açıklamalar kadar, hisse hareketleri de mercek altına alınmış durumda.
Çünkü böylesine önemli bir finansal gelişmenin hemen öncesinde yaşanan sert fiyat düşüşleri, içsel bilgiye dayalı işlem (insider trading) şüphelerini doğal olarak gündeme getiriyor.
Bu noktada gözler, işlem kayıtlarının incelenip incelenmeyeceğine çevrildi.
Özellikle 16 Haziran sonrasında gerçekleşen yüksek hacimli satışların hangi yatırımcılar tarafından yapıldığı, bu işlemlerin olağan piyasa dinamikleriyle açıklanıp açıklanamayacağı ve varsa olağan dışı hareketlerin denetlenip denetlenmeyeceği, yatırımcıların yanıt beklediği başlıca sorular arasında yer alıyor.
Sermaye piyasalarında güvenin temel şartı, tüm yatırımcıların aynı bilgiye aynı anda ulaşabilmesidir.
Bu nedenle, konkordato gibi fiyatı doğrudan etkileyen bir gelişme öncesinde yaşanan olağan dışı fiyat hareketlerinin açıklığa kavuşturulması, yalnızca Barem Ambalaj yatırımcıları açısından değil, piyasanın güvenilirliği açısından da büyük önem taşıyor.