İran savaşıyla Orta Doğu'daki petrol arzında yaşanan kesintilere küresel rafineri kapasitesindeki kayıpların da eklenmesi, benzin ve motorin fiyatlarında uzun süreli yüksek fiyat dönemine ilişkin endişeleri artırdı.
Reuters enerji yazarı Ron Bousso, 20 Ağustos'ta yayımlanan analizinde, petrol piyasalarının savaş sırasında Orta Doğu kaynaklı ham petrol arzındaki büyük kayba beklenenden daha hızlı uyum sağladığını ancak rafine ürün piyasasında aynı esnekliğin oluşmadığını belirtti.
Bousso'ya göre, diplomatik bir anlaşmayla Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması halinde dahi küresel benzin ve motorin piyasasındaki sıkışıklığın kısa sürede ortadan kalkması beklenmiyor.
Nefes'in haberine göre gösterge Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık 94 dolar seviyesinde bulunuyor. Brent, savaşın başladığı 28 Şubat'a göre yaklaşık yüzde 30 daha yüksek seyretmesine rağmen çatışmalar sırasında gördüğü 118 dolarlık zirvenin önemli ölçüde altında bulunuyor.
Rafine ürünlerde ise tablo farklılaşıyor. Avrupa'da motorin fiyatları savaşın başlangıcından bu yana yüzde 70'in üzerinde yükselirken, ABD'de benzin fiyatlarındaki artış yaklaşık yüzde 60'a ulaştı.
ORTA DOĞU'DA RAFİNERİ KAPASİTESİNİN YÜZDE 20'DEN FAZLASI DEVRE DIŞI
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre savaş, Orta Doğu'nun günlük 9,6 milyon varillik rafineri kapasitesinin yüzde 20'den fazlasını devre dışı bıraktı.
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması yakıt ihracatını sınırlarken, Körfez'den ham petrol tedarikinin azalması özellikle Asya'daki birçok rafinerinin üretimini kısmak zorunda kalmasına yol açtı.
Küresel rafineri sistemindeki baskıyı artıran bir diğer unsur ise Rusya'nın enerji altyapısına yönelik Ukrayna saldırıları oldu.
Söz konusu saldırılar nedeniyle Rusya'nın rafineri üretiminin son aylarda yaklaşık yüzde 30 azalarak günlük 4 milyon varilin altına gerilediği belirtilirken, Moskova temmuzda motorin ihracatını yasakladı.
Arz kayıpları rafineri marjlarını da tarihi seviyelere taşıdı.
Avrupa'da motorin rafineri marjı şubattan bu yana üç kattan fazla artarak varil başına 75 doların üzerine çıktı. ABD'de motorin marjları ise yüzde 140'tan fazla yükselirken, hafta başında 100 dolarla rekor seviyeye ulaştı.
SAVAŞ ÖNCESİ STOKLAR HIZLA ERİDİ
Kriz, ilk aylarda savaş öncesinde oluşturulan yakıt stokları sayesinde kısmen sınırlandı. Ancak mevcut veriler bu tamponun büyük ölçüde ortadan kalktığını gösteriyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresine (EIA) göre küresel petrol stokları mart-temmuz döneminde günlük ortalama 3,5 milyon varil azaldı. Bu miktar küresel petrol talebinin yüzde 3'ünden fazlasına karşılık geliyor.
Stokların yıl sonuna kadar gerilemeye devam etmesi bekleniyor.
ABD'de motorin stokları yılın bu dönemi itibarıyla son 30 yılın en düşük seviyesinde bulunurken, benzin stokları da 2012'den bu yana en zayıf mevsimsel seviyeye indi.
RAFİNERİ ÜRETİMİNDE GÜNLÜK 5,1 MİLYON VARİLLİK KAYIP
IEA verilerine göre küresel rafineri üretimi yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 5,1 milyon varil azaldı.
Yüksek enerji fiyatlarının şirketler ve tüketiciler üzerindeki baskısı, rafine ürün talebini aynı dönemde günlük yaklaşık 4 milyon varil düşürdü. Ancak talepteki gerileme üretim kaybını karşılamaya yetmedi ve piyasada günlük 1 milyon varilin üzerinde açık oluştu.
Üçüncü çeyrekte dengenin daha da bozulması bekleniyor.
Küresel rafineri üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre günlük 4,1 milyon varil daha düşük gerçekleşeceği, rafine ürün talebindeki gerilemenin ise günlük 2,4 milyon varille sınırlı kalacağı tahmin ediliyor.
Bu tablo, yakıt arzının talebe kıyasla daha hızlı daraldığına işaret ediyor.
HÜRMÜZ AÇILSA BİLE RAFİNERİ SORUNU SÜREBİLİR
Washington ile Tahran arasında diplomatik bir anlaşmaya varılması ve Hürmüz Boğazı'nın kalıcı olarak yeniden açılması, ham petrol fiyatlarında hızlı bir düşüşe yol açabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
Ancak benzin ve motorin piyasasında aynı hızda rahatlama beklenmiyor.
Savaş sırasında Körfez bölgesinde 20'den fazla rafinerinin hasar gördüğü belirtilirken, tesislerin önemli bölümünde kapsamlı onarımlara ihtiyaç duyuluyor.
Rafinerilerde kullanılan kompresör, ısı eşanjörü ve özel katalizörler gibi kritik ekipmanlarda teslimat sürelerinin savaş öncesinde de uzun olması, üretim kapasitesinin kısa sürede eski seviyesine dönmesini güçleştiriyor.
Küresel piyasadaki sıkışıklığın seyri açısından Çin'in atacağı adımlar da önem taşıyor. Dünyanın ikinci büyük rafineri ülkesi olan Çin, savaş sırasında rafineri işletim oranlarını önemli ölçüde düşürürken yakıt ihracatını da sınırladı.
ENERJİ KAYNAKLI ENFLASYON RİSKİ ARTIYOR
Yüksek enerji faturalarının tüketici ve şirket harcamalarını azaltması, önümüzdeki dönemde yakıt talebini tahmin edilenden daha fazla baskılayabilir.
Buna karşılık, küresel yakıt stoklarının yeniden oluşturulması ve bazı bölgelerde artırılması zorunluluğu, rafineri talebinin uzun süre yüksek kalmasına neden olabilir.
Bu durum, enerji kaynaklı enflasyon baskısının kış aylarında ve sonrasında devam edebileceğine işaret ediyor.
ABD'de tüketici fiyatları temmuzda yıllık yüzde 3,4 yükselirken, enerji maliyetlerindeki artış yüzde 14,7'ye ulaştı. Benzin fiyatları aynı dönemde yüzde 24,6 arttı.
Avro Bölgesi'nde yıllık enflasyon yüzde 2,9'a yükselirken, enerji fiyatlarındaki artış yüzde 10 oldu. Japonya'da üretici fiyatları da temmuzda yıllık yüzde 7,2 artış kaydetti.
Birçok Wall Street analisti ve ekonomist, enerji fiyatlarındaki yükselişin geçici kalacağını ve çekirdek enflasyona kalıcı biçimde yansımayacağını öngörüyor.
Bousso ise rafine ürün piyasasındaki mevcut sıkışıklığın devam etmesi halinde bu varsayımın fazla iyimser kalabileceğine dikkati çekiyor.
Özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) fiyatlarının da yükseldiği Avrupa ve Asya'da enerji kaynaklı enflasyon riski daha belirgin hale gelirken, ABD'nin de yükselen enerji maliyetlerinden tamamen korunamadığı belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump da geçen hafta Amerikalıları daha yüksek enerji fiyatlarına hazırlıklı olmaları konusunda uyarmıştı.
Bousso'ya göre, İran savaşının üzerinden yaklaşık altı ay geçerken küresel yakıt piyasasının güvenlik tamponunu oluşturan stoklar hızla tükenmiş durumda. Hasarlı rafineriler, Rusya'daki üretim kayıpları ve süren jeopolitik riskler nedeniyle küresel rafineri sistemi üzerindeki baskının kısa sürede sona ermesi beklenmiyor.
Bu nedenle küresel ekonomi açısından belirleyici olacak enerji krizinin, ham petrolden ziyade benzin, motorin ve diğer rafine ürünlerde yeni başladığı değerlendiriliyor.
Sayfa başına git








