Dünya Gazetesi'nden Ufuk Korcan'ın yazısından alıntı
Türkiye’deki tasarrufların yüzde 33’ü Türk Lirası mevduatta tutuluyor. TL mevduatların yüzde 89.15’inin vadesi 3 aydan kısa. Vadesiz mevduattaki 2.8 trilyon TL’nin toplam içerisindeki payı yüzde 16.68 seviyesinde.
Mevduattaki yüzde 3’lük net getiriye göre vadesiz hesaplardaki paranın aylık getiri kaybı 85.1 milyar TL
Türkiye’de tasarruf sahiplerinin büyük bölümü risk almayı sevmeyenlerden oluşuyor. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) verilerine göre, finansal piyasalarda nisan ayı sonu itibarıyla 48 trilyon TL büyüklüğünde tasarruf var.
Bu birikimin yüzde yüzde 33’ü Türk Lirası mevduatta, yüzde 20’si Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) tutulan paralardan oluşuyor.
Toplam tasarrufların yüzde 12.5’i döviz hesaplarından, yüzde 9.4’ü ise kıymetli madenler depo hesaplarında bulunuyor.
Hisse senetlerinin toplam tasarruflar içerisindeki payı yüzde 12.5 seviyesinde. Dolayısıyla tasarruf sahiplerinin yarısından çoğunun parasını sabit getirili enstrümanlarda değerlendirmeyi tercih ettiği anlaşılıyor.
Döviz ve altındaki ‘ sadık’ kitle
Altın ve döviz cephesinde öyle bir kitle var ki piyasalarda ne olursa olsun yatırım tercihlerini koruyor. Yani bu iki enstrümanda kemikleşmiş bir kitle var. Bunun en büyük nedeni ise geçmiş yıllarda yaşanan ekonomik krizler. Söz konusu dönemlerde kurlarda yaşanan yukarı yönlü hareketler döviz tutma alışkanlığını arttırdı.
Yine Türkiye’de ons fiyatı ve dolar kurunun çarpılmasıyla belirlenen altın fiyatlarının performansı geleneksel alışkanlıklarla birleşince altında da ‘sadık’ bir yatırımcı kitlesini ortaya çıkardı. Tasarruflar içerisinde aslan payına sahip olan Türk Lirası mevduatın vade yapısına bakıldığında, kısa vadede kalma eğilimi yıllardır devam ediyor. Mevduat tarafındaki tasarrufların, döviz ve altındaki gibi katılığa sahip olmadığı ve piyasalardaki trende göre hareket ettiği ‘düşük faiz’ politikası uygulandığı dönemde görüldü.
Getiri almayan 2.8 trilyon TL
Türk Lirası mevduatın vade dağılımına bakıldığında ise tasarrufların yüzde 89.15’inin vadesi 3 aydan kısa. 1 ay vadeli mevduatın payı yüzde 24.78, 3 ay vadeli mevduatın payı yüzde 47.7 seviyesinde. Burada dikkat çeken nokta, vadesiz mevduatta tutulan ve toplam Türk Lirası mevduat için yüzde 16.68’e denk gelen 2.8 trilyon TL.
Vadesi mevduattaki 2.8 trilyon TL’nin aylık yüzde 3 net getiri fırsatı dikkate alındığında aylık getiri kaybının 85.1 milyar TL olduğu hesaplanıyor. Bu kadar büyük bir paranın getirisiz ‘boşta’ durmasının en önemli nedeninin faiz hassasiyeti olup parasını bankalarda tutan vatandaşlardan kaynaklandığı söyleniyor. Diğer taraftan aylık otomatik fatura ödemeleri ve diğer harcamalarını bu hesaptan karşılamak isteyen bir kesimin de olduğu ifade ediliyor.
Gözler Merkez’in faiz kararlarında
Mevduat yatırımcısını yakından ilgilendiren Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı bugün yapılacak. Piyasaların genel beklentisi Merkez Bankası’nın yüzde 37 seviyesinde bulunan politika faizinde (1 haftalık repo) değişikliğe gitmeyeceği yönünde. Ancak 300 baz puanlık faiz artışı bekleyen az sayıda ekonomist de var. Morgan Stanley, Goldman Sachs ve Bank of America (BofA) gibi yabancı kurumlar da Merkez Bankası’nın faiz değişikliği yapmasını beklemiyor.
Morgan Stanley, manşet enflasyonun 2026’nın dördüncü çeyreğinde gerilemesini, Merkez Bankası’nın temkinli gevşeme döngüsüne yeniden başlamasını ve ana politika faiz oranını 200 baz puan düşürerek yüzde 35’e indirmesini bekliyor. Kurum, 2027’de Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar ana politika faiz oranını kademeli olarak yüzde 27.50’ye indireceğini öngörüyor.
Sayfa başına git








