Ekonomim Gazetesi'nden Ruhi Sanyer'in yazısından alıntı
Son dönemde halka arzlarda yaşanan gelişmeler, sadece yatırımcıları değil, sermaye piyasalarının işleyişini de yeniden düşündürüyor.
Halka arz başvurusu SPK'dayken konkordato talep edenler, ilk işlem gününde halka arz fiyatının altına inen hisseler ve beklenen talebi göremeyen arzlar aynı soruyu gündeme getiriyor: SPK, hangi şirketlere halka arz izni vermeli?
Üstelik bu soru sadece birkaç şirketi ilgilendirmiyor. SPK'da değerlendirme bekleyen 129 halka arz başvurusu var.
Önümüzdeki dönemde verilecek her karar, yalnızca bir şirketin değil, sermaye piyasalarına duyulan güvenin de kaderini etkileyecek.
Halka arzın amacı belli. Şirket, yatırım yapacak, üretim kapasitesini artıracak, Ar-Ge'ye kaynak ayıracak, istihdam yaratacak ve büyümesini sermaye piyasalarından sağladığı fonla finanse edecek. Kazanan hem şirket hem yatırımcı hem de ülke ekonomisi olacak.
Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, bu amacın her zaman gerçekleşmediğini gösteriyor. Bazı halka arzlarda elde edilen kaynağın önemlice bölümü şirkete değil, mevcut ortakların cebine gidiyor.
Üstelik ortak satışının yüksek olduğu bazı arzlarda hisseler daha ilk işlem gününde halka arz fiyatının altına inerken, bazı şirketler halka arz izni beklerken konkordato için mahkemenin kapısını çalıyorlar.
Bir tarafta yatırımcıdan sermaye talep ediliyor, diğer tarafta alacaklılara karşı hukuki koruma isteniyor. Bu görüntü, ister istemez güveni sarsıyor.
Neredeyse her fiyat tespit raporunda yatırımcıya "iskontolu halka arz" mesajı veriliyor. Eğer gerçekten öyleyse, piyasa neden daha ilk günden bu fiyatı kabul etmiyor?
Bu soru, sadece değerleme yöntemlerini değil, halka arz sürecindeki şirket seçim kriterlerini de yeniden tartışmayı gerektiriyor.
Belki de artık ortak satışı yüksek olan halka arzlar yeniden değerlendirilmeli. Öncelik, sermaye artırımı yoluyla şirkete yeni kaynak sağlayan arzlara verilmeli.
Mevcut ortaklar ise halka arzdan elde edilen kaynağın yatırıma dönüştüğünü, şirketin büyüdüğünü ve mali yapısını güçlendirdiğini makul sürede ortaya koyduktan sonra ister ikinci bir halka arzla ister borsada satışla kazançlarını realize edebilmeli.
Sermaye piyasaları, ortaklara çıkış kapısı açmak için değil, şirketlerin geleceğini finanse etmek için vardır. Bu nedenle mesele, kaç halka arza onay verileceği değil; yatırımcının güvenine layık kaç şirket bulunduğudur.