İstanbul'da, suç örgütü kurarak yasa dışı yollarla elde edilen gelirleri akladıkları ve yüksek hacimli şüpheli finansal işlemler yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 8 şüpheliden 6'sı tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "yasa dışı bahis", "tefecilik" ile "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.
Savcılıkça ifadesi alınan şüpheliler nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Hakimlik, 6 şüphelinin tutuklanmasına, 2 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.
Soruşturma kapsamında, yurt dışında bulundukları tespit edilen 2 şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.
BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosunca, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "yasa dışı bahis", "tefecilik" ile "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada, Ozan Elektronik Para AŞ üzerinden "7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet" edilerek elde edilen suç gelirleri ile "pos tefeciliği" suçlarından kaynaklanan gelirlerin aklanmasına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildiği belirtilmişti.
Açıklamada, yürütülen mali incelemelerde, şirketin elektronik para kuruluşu statüsünün suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin meşru ticari faaliyet izlenimi altında finansal sisteme sokulması için kullanıldığının değerlendirildiği aktarılmıştı.
POS TEFECİLİĞİ İDDİASI
Soruşturma kapsamında MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve bağımsız denetim kuruluşları tarafından hazırlanan raporların incelendiği ifade edilen açıklamada, suç gelirlerinin sanal POS cihazları üzerinden aktarılarak sisteme dahil edildiğinin anlaşıldığı kaydedilmişti.
Açıklamada, raporlarda, Libya ve Irak gibi yüksek riskli ülkelerden gelen, kartlarla yapılan, tekrarlayan yüksek tutarlı işlemlerin engellenmediği, alarm üretilmesine rağmen gerekli aksiyonların alınmadığı, aynı kartların farklı üye iş yerlerinde kısa aralıklarla kullanıldığı, bu durumun gerçek ticari faaliyetten ziyade para aktarımı ve pos tefeciliği niteliği taşıdığının tespit edildiği belirtilmişti.
Ayrıca, Ozan Elektronik Para AŞ'nin sahibi Ozan Özerk'in ortağı olduğu Aveon Global Sigorta AŞ üzerinden "sigorta primi" adı altında para akışı sağlandığı, söz konusu şirketin Londra merkezli Aveon Global Holding üzerinden kontrol edildiği, suç gelirlerinin sigorta primi veya ticari işlem görünümü verilerek finansal sisteme dahil edilip aklandığı vurgulanmıştı.
402 MİLYON LİRA DEĞERİNDE MAL VARLIĞINA EL KONULDU
Bu kapsamda yürütülen mali analizler neticesinde 7 şirket, 3 konut, 5 arsa ve 4 araca ait toplamda yaklaşık 402 milyon lira değerinde mal varlığı tespit edildiği belirtilen açıklamada, haklarında gözaltı kararı verilen 10 şüpheli ve 7 şirkete yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendiği ve mal varlıklarına el koyma işlemleri gerçekleştirildiği kaydedilmişti.
Açıklamada, suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin finansal sisteme dahil edilmesinde aktif rol oynadığı belirlenen Ozan Elektronik Para AŞ'ye, İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince mali yapının korunması ve delil karartılmasının önlenmesi amacıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanmasına karar verildiği ifade edilmişti.
MALİYE BÜROKRASİSİ İLE BAHİS BARONUNUN YOILU NASIL KESİŞTİ?
Yasa dışı bahis parasını akladığı gerekçesiyle Ozan Özerk'in şirketine el konuldu. Şirketin yönetiminde eski MASAK Başkanı da var. Daha ötesi Özerk'in ortakları arasında MASAK'ın "bahis baronu" ilan ettiği isim de var.
Son yıllarda sayıları hızla artan ödeme şirketleri ve kripto para kuruluşları şu günlerde aynı hızla kapatılıyor.
Milyonlarca kişinin on milyonlarca para transferi işlemi gerçekleştirdiği bu şirketlerin aniden "kara para akladığı" fark edildi. Mayıs ayından bu yana yürütülen soruşturmalar kapsamında 20'den fazla şirkete ya el konuldu ya da faaliyetleri askıya alındı yani fiilen kapatıldı.
Soruşturmaların son hedefi Ozan Elektronik Para oldu.
Geçtiğimiz Cuma günü şirkete TMSF kayyım olarak atandı, 402 milyon lira değerinde mal varlığına el konuldu.
Yasa dışı bahis ve “pos tefeciliği” üzerinden kara para aklandığı tespit ettiklerini duyuran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 kişi hakkında gözaltı kararı verdi.
Savcılığın açıklamasına göre, şirket suçtan elde edilen gelirleri finansal sisteme sokuyordu.
MASAK, Merkez Bankası ve bağımsız denetim raporları, şirketin yasa dışı bahis gelirlerini meşru ticaret izlenimiyle sisteme soktuğunu ortaya koydu.
Raporlarda, Libya ve Irak gibi ülkelerden gelen kartlarla yapılan, yüksek tutarlı ve tekrarlayan işlemlerin engellenmediği, aynı kartların kısa aralıklarla farklı üye işyerlerinde kullanıldığı belirtildi.
Bu işlemlerin “gerçek ticari faaliyet” değil, para aktarımı ve tefecilik olduğu vurgulandı.
Ayrıca şirketin sahibi Ozan Özerk’in ortağı olduğu Aveon Global Sigorta isimli şirket üzerinden “sigorta primi” görünümüyle para akışı sağlandığı, Londra merkezli Aveon Global Holding aracılığıyla bu gelirlerin sisteme dahil edilip aklandığı tespit edildi.
Offshore geçmişiyle Merkez Bankası'ndan nasıl lisans aldı?
Soruşturmanın siyasi ve bürokratik ayağına dikkat çeken açıklama, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’tan geldi.
Karabat, “100 milyar dolarlık bir vurgun sisteminden” söz ederek, bankalar, fintek şirketleri, bürokratlar ve iktidarın bu ağın parçası olduğunu söyledi.
Ozan Elektronik Para’nın kurucusu Ozan Özerk’in paravan şirketler ve yasal düzenlemelerin zayıf olduğu ada ülkelerinin kullanıldığı offshore ağları içinde yer aldığını belirten Karabat, “Offshore Leaks belgelerinde Özerk’in ismi defalarca geçiyor. İngiltere, Norveç, Malta, Kıbrıs ve Türkiye arasında uzanan bir ağın parçası. Böyle bir geçmişle Türkiye’ye gelip lisans alabilmesi başlı başına bir skandaldır” dedi.
Karabat ayrıca şirketin yönetiminde yer alan eski bürokratlara işaret etti. Bunlar arasında Maliye kökenli, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu eski üyesi Ömer Duman ve eski MASAK Başkanı İbrahim Hakkı Polat da bulunuyor.
“Bu iki ismin, kara para aklama iddialarıyla gündeme gelen bir figürle yolları nasıl kesişti?
Bu şirket geçmişi ortadayken nasıl faaliyet izni alabildi?” diye sordu.
Bankalar kara para trafiğini nasıl fark etmedi?
Karabat’a göre, Ozan Elektronik Para sadece bir aracıydı.
“Bu sistem bankalar üzerinden yürütüldü. POS cihazlarını kullanan bankalar zincirin içindeydi. Peki neden bankalara dokunulmuyor?” diye soran Karabat, “Esas aktörler hâlâ korunuyor” dedi.
Karabat, son üç yıldır pos cihazları üzerinden dönen kara para trafiğine dikkat çektiğini, bu operasyonun “buzdağının görünen kısmı” olduğunu söyledi.
Bahis baronu internetten şikayet etti: 'Paramızı ödemiyor'
Ozan Elektronik Para’ya yönelik operasyonun sinyali aslında iki ay önce gelmişti.
Yeniçağ’dan Masum Gök’ün haberine göre, Şikayetvar sitesine yapılan bir ihbarda şirket, yasa dışı bahis ödemelerinde aracı olduğu gerekçesiyle şikayet edilmişti.
“Paramızı alamıyoruz” başlıklı mesajda, Anıl Uzun isimli bir kişi, şirketin yasa dışı bahis sitelerine ödeme hizmeti verdiğini ve son dönemde paralarını ödemediğini yazdı.
Uzun, mesajında şöyle diyordu: “Bizim bahis ve casino sitelerimiz var. Ödeme yöntemlerimizden biri Ozanpay’di.
İki ay önce bizimle çalışmayı bıraktılar. Paramızı ödeyeceklerini söylediler ama kimseye ulaşamaz olduk.”
Anıl Uzun ismi tesadüf değil.
Gazeteci Murat Ağırel, “Kirli Çark” adlı kitabında Uzun ve Ozan Özerk’in ortak olduğunu, birlikte kurdukları Jeton Wallet adlı uygulamanın yasa dışı bahis sitelerinde kullanıldığını yazmıştı.
Kitapta yer alan MASAK raporuna göre Anıl Uzun, “dünya çapında yasa dışı bahis eylemlerini organize eden” bir isim.
İngiliz vatandaşı olan Uzun'un gelirlerinin “yasa dışı bahisten kaynaklanan suç geliri” olarak tespit edilmiş, tüm mal varlığına el konulmuştu.
Premier Lig'de 'meşruiyet' arayışı
Murat Ağırel'in aktardığına göre, yasa dışı bahis ağı savcılığın çizdiği tablodan çok daha büyük.
Ozan Özerk ve ortaklarının onlarca firma üzerinden faaliyet yürüttüğünü vurgulayan Ağırel, Jeton Wallet uygulamasıyla yasa dışı bahis paralarının toplandığını bu paraların sponsorluklarla meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Jeton, İngiltere Premier Lig ekiplerinden Hull City dahil birçok takıma sponsor olmuştu.
Ağırel “Tüm bu ağ, kara para ve bahis gelirlerini meşrulaştırmak için kurulan bir finansal ekosistemdir” dedi.
OZAN ELEKTRONİK NASIL KURULDU?
Ozan Elektronik Para, 2018’de Londra’da kuruldu.
Bir yıl sonra Türkiye’de faaliyet izni aldı ve 2020’de BDDK lisansıyla operasyonlarına başladı.
"Elektronik para kuruluşu" statüsü, bu tür şirketlere banka benzeri bir yetki kazandırıyor. Para transferi, cüzdan hizmeti, sanal POS gibi hizmetler verilebiliyor.
Ancak savcılığın tespitine göre bu statü, “suçtan elde edilen paraların sisteme sokulması için” kullanıldı.
Benzer şekilde, daha önce Papara ve Payfix gibi kuruluşlar da yasa dışı bahis soruşturmalarında gündeme gelmişti.
Her iki şirketin sahipleri tutuklandı, hesaplarındaki paralar MASAK incelemesine alındı.
Ancak Ağırel’e göre tablo değişmedi:
Türkiye büyük bir gerici karanlığın pençesi altındayken tarikat ve cemaat ağları ülkenin dört bir yanını sarmaya devam ediyor. Bu gerici abluka Türkiye’de medyayı da büyük oranda belirliyor, bu yapıların suçları medyada kendisine yer bulamıyor.
“Papara, Payfix, Ozan kapandı ama Paratim, Payco, Papel, Peppara, Sipay gibi şirketler hâlâ faaliyette.
Merkez Bankası’nın Sipay hakkında aldığı faaliyet durdurma kararı bile mahkeme tarafından askıya alındı.”
Yasa dışı bahiste 'altyapı' sessizliği
Ağırel’in vurguladığı bir başka nokta, altyapı sağlayıcılar.
Yasa dışı bahis siteleri, “Pronet Gaming”, “Betco”, “Digitain”, “Cascade” gibi altyapı sağlayıcı şirketlerin sistemleri üzerinde çalışıyor.
Bu şirketlerle Türkiye’nin bağlantısı kesilmediği sürece, bahis ağının kökünün kazınamayacağını belirten Ağırel, “Twitter’ı kapatabiliyoruz ama bu altyapılar dokunulmaz. Neden?” diye sordu.
Bilek güreşi sürüyor
“Fintek devrimi” diyerek parlatılan elektronik para şirketlerinin birer birer çökmesi sermaye, iktidar ve suç arasındaki geçişken sınırları bir kez daha görünür hale getirdi.
Kara paranın aklanması, yasa dışı bahis gelirlerinin finans sistemine sokulması ve kamu kurumlarının buna yıllarca göz yumması, basit bir “şirket skandalı”ndan ötesine işaret ediyor.
Öte yandan Mayıs ayından bu yana operasyonlar hız kazanmış olsa da yargı içerisindeki direnç, iktidar içerisinde bu konuda bir birliğin olmadığını gösteriyor.
Sayfa başına git








