Artan enerji ve navlun maliyetleri ile ödeme kanallarındaki riskler, en kritik riskler olarak öne çıkıyor. Ortadoğu’daki savaşın yalnızca İran’a değil, Avrupa ve ABD pazarlarına yönelik ihracatı da olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Ekonomim'den Aysel Yücel'in haberine göre savaşın süresi ve yaratacağı belirsizlik, ihracatçılar açısından en önemli risk olarak görülüyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırıları ve İran’ın karşılık vermesiyle bölgede tansiyon yükselirken, can kayıpları artıyor. Gelişmeler küresel ticarette de tedirginliği artırıyor.
Mevcut tablo, kara sınırında ticari yük akışının kontrollü sürdüğünü, ancak teknik aksaklıklar nedeniyle işlemlerin yavaşladığını gösteriyor. Günübirlik yolcu geçişleri karşılıklı olarak durdurulurken, deniz tarafında güvenlik seviyesi en üst düzeye çıkarıldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gürbulak, Kapıköy ve Esendere Gümrük Kapıları’nda olağanüstü bir durum olmadığını açıkladı.
Ticari yük geçişlerinin kontrollü ve kesintisiz sürdüğünü belirtten Bolat, yolcu geçişlerinin ise geçici olarak durdurulduğunu bildirdi.
Bakanlık, gelişmeleri anlık takip ettiklerini, personel takviyesi ve altyapı güçlendirmesi yaptıklarını duyurdu.
İran, ihracatta 25. sırada
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, süreci öncelikle insani boyutuyla değerlendirdiklerini belirterek, savaşların en ağır bedelini sivillerin ödediğini söyledi. İran’ın Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 25’inci sırada yer aldığını hatırlatan Gültepe, 2025’te 3,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini ifade etti. Kimya, hububat, tekstil, mobilya ve makine sektörleri öne çıkıyor. Ancak savaşın uzaması halinde etkinin yalnızca İran’la sınırlı kalmayacağı, bölge ülkeleriyle birlikte Avrupa ve ABD pazarlarına da yansıyabileceği belirtiliyor.
Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış, zaten rekabetçilik baskısı altındaki ihracatçı için ilave yük anlamına geliyor. Ambargoların sıkılaşması, ödeme yöntemlerinin zorlaşması ve İran’daki alım gücünün zayıfl aması da ihracatı aşağı çekebilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Karayolunda geçişlere sert fren
Sektör kaynaklarına göre, İran tarafında pasaport sistemindeki teknik sorunlar nedeniyle özellikle Gürbulak’ta işlemler manuel yürütülüyor. Bu durum araç geçişlerini yavaşlatıyor; ancak kapının kapatıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtiliyor. Türkiye’den İran’a taşımaların yaklaşık yüzde 90’ının karayoluyla yapıldığını hatırlatan Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) yetkilileri, İran genelinde internet ve GSM altyapısındaki kesintilerin sınır kapılarındaki sistemleri olumsuz etkilediğini, bazı kapılarda TIR işlemlerinin yavaşladığını aktardı. Savaş ortamı nedeniyle gecikmelerin arttığı ve yoğunluk riskinin yükseldiği belirtilirken, firmalara operasyon planlarını revize etmeleri tavsiye edildi.
Hizmet tarafında da benzer kaygılar dile getiriliyor. Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Başkan Yardımcısı Salih Zeki Çakır, gelişmelerin kısa vadede hava, kara ve deniz lojistiğini olumsuz etkileyebileceğini, özellikle tanker, yük ve konteyner navlunlarında dalgalanma yaşanabileceğini ifade etti.
Deniz ticaretinde Kod 3 alarmı sürüyor
Deniz tarafında tablo daha sert. Denizcilik Genel Müdürlüğü, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı’nı deniz ulaşımına kapattığını duyurmasının ardından Türk bayraklı gemiler için ISPS Kod Güvenlik Seviyesi 3 uygulandığını açıkladı. Bölgede çok sayıda petrol ve LNG gemisinin geçişi durduruldu veya rota değiştirdi. Uzmanlar, Hürmüz’de yaşanacak uzun süreli bir aksamanın tanker navlunlarını hızla yükseltebileceğine ve küresel petrol piyasasında dalgalanma yaratabileceğine dikkat çekiyor. Krizin uzaması halinde alternatif rotalarda hareketlilik artabileceği, bunun da uzun mesafeli taşımacılık maliyetlerini yükseltebileceği belirtiliyor.