İDDMİB Yönetim Kurulu tarafından 8 Eylül 2026 tarihli toplantıda değerlendirilen konu, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü’ne iletilen yazıyla gündeme taşındı. Birlik, Türkiye’nin sanayi üretiminin ve ihracatının güvence altına alınması için ham madde ve hurda tedarikinin stratejik bir konu haline geldiğini belirterek, Bakanlık himayesinde kamu temsilcileri, alüminyum ve bakır üreticileri ile hurda tedarikçilerinin katılımıyla bir çalıştay düzenlenmesi durumunda gerekli katkıyı sunacaklarını iletti.
AVRUPA HURDAYI KENDİ SINIRLARI İÇİNDE TUTMAYA HAZIRLANIYOR
İDDMİB’in değerlendirmesinde, başta Avrupa Birliği olmak üzere küresel ölçekte metallerin ve metal hurdalarının stratejik öneminin giderek arttığına dikkat çekildi. AB’nin 2023 yılında uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile başlayan süreçte, 2025 yılında açıkladığı savunma ve çelik-metaller politikalarıyla birlikte metal ham maddelerinin Avrupa sınırları içinde korunmasına yönelik yaklaşımını güçlendirdiği belirtildi.
Bu kapsamda AB tarafından 23 Temmuz 2025 tarihinde metal hurdaların ithalat ve ihracatını izlemek amacıyla bir gümrük gözetim mekanizması oluşturuldu. Alüminyum sektöründe 2026 yılı sonunda hurda ihracatının kısıtlanmasına yönelik bir karar açıklanacağının bildirilmesi, bakır sektöründe ise benzer yöndeki kısıtlama başvurusunun değerlendirmeye alınması, hurdaların artık yalnızca atık niteliğinde değil, stratejik bir sanayi girdisi olarak ele alındığını ortaya koyuyor.
İDDMİB, 1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM’nin kalıcı dönemine geçilmesiyle birlikte karbon maliyetlerinin ihracat rekabetçiliğinde daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin de sanayi üretiminde hurda kullanımını güvence altına alacak bir politika geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
HAM MADDE İHTİYACININ YÜZDE 80-90’I İTHAL EDİLİYOR
Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller sektöründe toplam ihracatın yaklaşık yüzde 60’ının AB ülkelerine gerçekleştirildiğini belirten İDDMİB, sektörün özellikle alüminyum ve bakırda yüksek oranda ithal ham maddeye bağımlı olduğunu ifade etti. Alüminyum ve bakır sektörlerinde ham madde ihtiyacının yaklaşık yüzde 80-90’ının ithalat yoluyla karşılandığına dikkat çekilirken, hurda tedarikinin üretimin devamlılığı ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğu vurgulandı.
İDDMİB’in değerlendirmesine göre hurdanın Türkiye’de üretime kazandırılması, yalnızca ham madde güvenliği açısından değil, karbon düzenlemeleri karşısındaki rekabet gücü bakımından da önem taşıyor. SKDM kapsamında üretimdeki karbon salımının hesaplanmasında hurdadan üretimin, birincil üretime kıyasla yaklaşık yüzde 90 daha düşük maliyetli kabul edilmesi, hurdayı ihracatçı sektörler açısından stratejik bir girdiye dönüştürüyor.
Bu nedenle Türkiye’de oluşan veya Türkiye’ye getirilebilecek metal hurdasının öncelikle ülke sanayisinin üretim ihtiyacının karşılanmasında değerlendirilmesi gerektiğini belirten İDDMİB, hurda ihracatının kısıtlanması ve ithalatın daha kolay ve öngörülebilir hale getirilmesinin sektörün rekabetçiliğine katkı sağlayacağını bildirdi.
ALÜMİNYUMDA 341 MİLYON DOLARLIK HURDA İTHALATI
Alüminyum sektörünün 2025 yılında 5,36 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten İDDMİB, bunun içerisinde alüminyum hurda ihracatının 103,72 milyon dolar ile yüzde 1,9 paya sahip olduğunu açıkladı. Alüminyum hurda ihracatı 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde ise 91,29 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık Türkiye’nin toplam alüminyum ithalatı 2025 yılında yüzde 16 artışla 7,09 milyar dolara yükseldi. Alüminyum hurda ithalatı ise 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,29 gerileyerek 341 milyon dolar oldu.
Bakır sektöründe ise 2025 yılında 2,79 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, bakır hurdasının sektör ihracatındaki payı yüzde 4,13 oldu. Bakır hurda ihracatı 2025 yılında 115,35 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde 140,99 milyon dolara çıktı. Türkiye’nin toplam bakır ithalatı 2025 yılında yüzde 24,63 artışla 7,49 milyar dolara ulaşırken, bakır hurda ithalatı da yüzde 21,48 artarak 409,43 milyon dolar oldu.
METAL HURDA İHRACATI ÜLKE SANAYİSİNİN İHTİYAÇLARI GÖZETİLEREK YÖNETİLMELİ
Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller sektöründe üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından hurda tedarikinin stratejik bir konu haline geldiğini belirten İDDMİB, bugün artık küresel ticarette ülkeler kendi ham maddelerini ve üretim kapasitelerini korumaya yönelik politikalar geliştiriyor. Avrupa Birliği de başta karbon düzenlemeleri olmak üzere attığı adımlarla metallerin ve hurdaların kendi sınırları içerisinde kalmasını teşvik eden bir yaklaşım ortaya koyuyor. Biz de Türkiye olarak bu dönüşümü doğru okuyarak kendi sanayimizin ham madde güvenliğini önceliklendirmeliyiz. Hurda Türkiye için stratejik bir ham madde. Üreticimizin ihtiyacı olan hurdaya erişimi kolaylaştırırken, ülkemizde üretime ve ihracata katkı sağlayabilecek hurdanın dışarı çıkışını da daha kontrollü hale getirmeliyiz vurgusu yapıyor.
Alüminyum ve bakır sektörlerinde ham maddenin çok büyük bölümü ithalat yoluyla karşılanıyor. Böyle bir yapıda hurda tedarikinin güvence altına alınması yalnızca sektörler açısından değil, Türkiye’nin sanayi üretimi ve ihracat kapasitesi açısından da kritik. Üstelik hurdadan üretim, birincil üretime kıyasla karbon salımı bakımından çok daha avantajlı. SKDM’nin kalıcı döneme geçtiği ve ihracatçılarımızın karbon performansının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, hurdanın döngüsel ekonominin ve düşük karbonlu üretimin önemli bir girdisi olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Konu yalnızca bir ihracat veya ithalat başlığı değil. Amaç ihracatçının rekabet gücünü, sanayicinin üretim kapasitesini ve ülkenin ham madde güvenliğini birlikte koruyacak bir yapı oluşturmak. Bu nedenle İDDMİB olarak; kamu temsilcileri, alüminyum ve bakır üreticileri ile hurda tedarikçilerinin bir araya geleceği kapsamlı bir çalıştay düzenlenmesini destekliyoruz. Hurdanın Türkiye’de üretime, istihdama ve ihracata daha fazla değer katacağı bir sistemi hep birlikte oluşturmalıyız. Üreticimizin ihtiyacı olan hurdayı kolaylaştırmalı, stratejik ham maddenin ihracatını ise ülkemizin sanayi ihtiyaçlarını gözeterek yönetmeliyiz.
Sayfa başına git








