Halk TV'nin patronu Cafer Mahiroğlu’ndan Kemal Kılıçdaroğlu itirafları! ‘Bizi desteklemezseniz…’
Halk TV'nin patronu Cafer Mahiroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibinin iddia ettiği paralara dair sessizliğini bozdu. “Sözleşmesini onlar yaptı, ‘Bizi desteklemezseniz gereği yapılır’ mesajı verdiler” ifadelerini kullandı.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, CHP'de "mutlak butlan" kararının ardından yeniden genel başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibinin iddia ettiği paralara dair sessizliğini T24’ten Cansu Çamlıbel’e bozdu.
“Kılıçdaroğlu ekibinin iddia ettiği 80 milyon TL’nin hesabını yapabilmeleri için beş sene geriye gitmeleri lazım yani kendi dönemlerine” ifadelerini kullanan Cafer Mahiroğlu, “Kardeşim sen kendin yapmışsın sözleşmeyi” tepkisini gösterdi.
İşte o röportaj…
YAKALAMA KARARI ÇIKTIĞINDA LONDRA’DA OLMAM TAMAMEN TESADÜF
-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Haziran 2025’te, yani yaklaşık 13 ay önce, sizin hakkınızda "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla yakalama kararı çıkarıldığını açıkladı. Sonradan öğrendik ki siz o sırada zaten Londra’daymışsınız. Hala da buradasınız. Soru şu; böyle bir ihtimalden daha önce bir biçimde haberdar olduğunuz için mi yurtdışına çıkmıştınız?
Yok, benim o sırada Londra'da olmam tamamen tesadüf. Benim ilk eşimin abisi ve kızımın dayısı bir rahatsızlık geçiriyor. Başta hayati tehlikesi yoktu, sonra hayati tehlike belirince aradılar ve buraya geldim. Yoksa ben bir duyum falan almadım. Duyum almış olsaydım da zaten ben de karşılığında davacı olurdum çünkü inanmazdım böyle bir şey olabileceğine.
AZİZ İHSAN AKTAŞ’I TANIMIYORUM, HİÇ GÖRMEDİM; ZATEN EMİN KONUŞMUYOR, BAHSEDİLEN İHALE HİÇ ALINMAMIŞ
-İddiaya dönersek, sizin hakkınızdaki soruşturmanın Aziz İhsan Aktaş’ın beyanları üzerine başlatıldığı açıklandı. Aziz İhsan Aktaş ile nasıl iş ilişkiniz oldu ve ifadesinde geçen ortak olduğunuz ihale hangisi?
Ben Aziz İhsan Aktaş'ı tanımıyorum. İnanıyorum ki kendisi de aynı beyanı verecektir, belki de vermiştir. Kendisini ne şahsen tanıyorum ne de biliyorum. Suratını ilk kez televizyonda ya da gazetede gördüm. Bu haberlerden önce böyle bir kişinin varlığından dahi haberdar değildim. Söylediği iddia edilen şey de şu; “Duyduğuma göre falanca ihaleyi de Cafer Mahiroğlu aldı, o da o ihaleye ortaktı.” Yani emin de konuşmuyor. Bahsettiği zaten alınamayan bir ihaledir. Yusuf Yadoğlu diye bir isim veriyor. Alınan bir ihale yok ama. Zaten Yusuf Yadoğlu da “Mahiroğlu’nu tanırım ama bir ortaklığım yok” diyor.
-Siz Yusuf Yadoğlu’nu tanıyor musunuz?
Tanıyorum. Benim yakın köylüm fakat öyle bir ihale yok. Kimse de bana bir ihale falan sormamış. Sonra birden bir yakalama kararı çıkartılıyor.
SUÇLAMA TAM NEDİR, HANGİ İHALEYE FESAT KARIŞTIRMIŞIM, KİME PARA VERMİŞİM? HİÇBİRİ BELLİ DEĞİL
-Sizin avukatınız Türkiye'de savcılık makamını arayıp bilgi istedi mi?
Benim avukatım belki istemiştir, detayını bilmiyorum. Ama bir iddianame yok ki ortada benimle ilgili, suçlamanın ne olduğu da tam olarak belli değil. Hangi ihaleye fesat karıştırmışım belli değil. Kime para vermişim o da belli değil.
-Her şey bu kadar muğlak ise ve kendinizden bu kadar eminseniz neden Türkiye'ye dönmüyorsunuz? Gidip verseniz ifadenizi ne olur?
Buraya büyük bir gülme ile birlikte büyük bir soru işareti koyayım. Ama gülmeyi hak sayarım. O yüzden ben böyle vermiş olayım bu cevabı.
-Medyadan bir örnek vereceğim; Cumhuriyet Gazetesi’nin eski İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay da yurtdışındaydı hakkında yakalama kararı çıkartıldığında. Geri geldi, tutuklandı ve cezaevinde yattı.
Bugün atmosfer çok farklı. Ben o şeylerin detayına burada girmek istemiyorum. Çünkü ben şu anda başka bir konumla buradayım. Bir siyasetçi değilim.
OZON TABAKASI DELİNMİŞ, SICAKLIK 200 DERECEYE GELMİŞ PALTOYLA GEZER MİSİNİZ?
-Siz bir medya patronusunuz, ben de zaten bir medya yöneticisinin örneğini hatırlattım.
Ozon tabakası delinmiş, sıcaklık gelmiş 200 dereceye, paltoyla gezer misiniz? Bu soru biraz öyle bir şey. Doğru bir karşılaştırma olduğunu düşünmüyorum. Konular benzer olmadığı gibi atmosfer de aynı değil.
-“Ben aslında şu anda bir muhalefet mecrası olarak görünen Halk TV'nin patronu olduğum için tutuklanmak istiyorum ve buna kılıf aranıyor” diye mi düşünüyorsunuz?
Böyle bir hukukun Türkiye'de egemen olmamasını diliyorum.
-Peki Türkiye’de bugün böyle bir hukuk mu egemen?
Olmamasını diliyorum.
-Ama şüpheniz olduğu için dönmüyorsunuz.
Olmamasını diliyorum.
-Şüpheniz var mı, yok mu? Şüpheniz olmasa dönmez miydiniz?
Bir insan hakkında, hiç tanımadığı bir insan tarafından verilen bir ifadeyle tutuklama kararı çıkartılıyorsa ben ne söyleyebilirim?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BENİMLE BİR SORUNU YOK OLSAYDI BU YAŞIMA KADAR BİLİRDİM
-Halk TV'nin sahibi olduğu için tutuklanmak istediğinizi düşünüyorsunuz. Doğru mu?
Ben Cafer Mahiroğlu olarak Türkiye Cumhuriyeti'yle hiçbir sorunu olmayan bir Türk vatandaşıyım. Türkiye Cumhuriyeti'nin de Cafer Mahiroğlu'yla ilgili herhangi bir sorunu yok.
-Nereden biliyorsunuz?
Olsaydı bu yaşıma kadar zaten bir şekilde bilirdim.
BUGÜNE KADAR HÜKÜMETTEN HİÇBİR TEHDİT MESAJI ALMADIM AMA BUGÜN KEMAL BEY’İN ŞANTAJ VE TEHDİDİNE MARUZ KALMIŞ DURUMDAYIM
- “Devletin seninle bir sorunu yok” şeklinde mesaj gönderen birileri var mı ki bunu söyleme gereği duydunuz?
Yok benim kimseyle öyle bir diyalog kanalım yok. Ben kanalı aldığım günden bugüne kadar devletten ya da hükümetten bana karşı hiçbir şekilde baskı, tehdit, şantaj ya da “Bu haberi yapsın” ya da “Şu haberi yapmasın” gibi bir mesaj gelmedi. Ama RTÜK’ten pek çok kez kapatılma cezası aldık. Pek çok sıkıntı yaşadık ama hepsi mahkemeden geri döndü. Ama ben bugün Kemal Bey’in şantaj ve tehdidine maruz kalmış durumdayım. Biliyorsunuz CHP Genel Merkezi’ne ilk döndüğü gün yaptığı konuşmada beni hedef gösterdi. Yani buradan şuraya gelebiliriz. Acaba işte Kemal Kılıçdaroğlu, Cafer Mahiroğlu'nu mu hedef gösterdi yoksa Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'nu mu hedef gösterdi.
KILIÇDAROĞLU EKİBİ KEMAL BEY’İN TALİMATIYLA BENİMLE TEMAS KURDU
NÜFUZ EDECEKLERİ YERLER OLDUĞUNU SÖYLEDİLER ‘BİZİ DESTEKLEYİN YOKSA GEREĞİ YAPILIR MESAJI’ VERDİLER ‘DEVLET AKLI’NA İNANMIŞLAR VE ÇOK GÜVENİYORLAR
-Tam olarak neyi kastediyorsunuz? Kemal Bey’in tehdit ve şantajına maruz kaldığınızı söylediniz. “Butlan kararıyla” geri döndükten sonra sizinle temas kurdu mu? Kurduysa ne talep etti?
Evet, benimle direkt değil ama dolaylı temas kuruldu. Yakınlarım, eski arkadaşlarım ya da bana yakın kişiler üzerinden mesaj yollandı. “Kemal Bey’le birlikte oldukları an” beni arayacakları haberini yolladılar. Reddettim. Yakın çevreme, tüm bu girişim ve iletilen mesajların Kemal Bey’in talimatı ve bilgisi dahilinde olduğunu aktardılar. Kendilerini desteklememiz karşılığında maddi ve manevi destek vereceklerini ilettiler. Nüfuz edecekleri yerler olduğunun mesajını yolladılar.
Sokaktan alamadıkları meşruiyeti bizden alacaklarını sanan sığ bir kadro CHP’yi esir aldığı gibi bizim de Kemal Bey’in esiri olmamızı istiyorlar. Bu kadar özgüvenleri var ve neden olduğunu biz bilmiyoruz. Ama bu kadar bir yerlere güveniyorlar belli ki. Açıkça bize “Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır” diyorlar. Size röportaj veren Kemal Bey’in yakın yardımcısının söylediği “devlet aklı” sözüne inanmışlar ve çok güveniyorlar. Böyle bir algıyı korkuya dönüştürerek partilerine hâkim olmaya çalışıyorlar. Ben bu izlenimi edindim.
BENİM DEVLETE BAKIŞIM; KUTSAL DEVLETİN KANALA EL KOYMAYA TENEZZÜL EDECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM
-Ankara’da biliyorsunuz Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılmak istenileceğinin konuşulduğu bir siyasi atmosfer var. Böyle bir ortam varken devletin Halk TV’ye el koymak için bir gerekçe yaratmayacağından emin olabilir misiniz?
Devletin böyle bir şey yapmayacağını düşünüyorum. Benim devlete bakışım kutsaldır. Ben bütün yaşantım içerisinde buna inandım ve hayatı öyle yaşadım. Benim için devlet kutsaldır ve devletin böyle şeylere tenezzül edeceğini düşünmüyorum. Her dönem devlet içinde birtakım gruplar olabilir, devlet içinde yapılan durumlar olmuş olabilir ama bana soruyu “Devlet el koyar mı?” diye soruyorsunuz.
BEN DEVLETİ HALKIN VİCDANIYLA TANIMLARIM İNANDIĞIM DEVLET ODUR
- “Devleti yönetenin AKP hükümeti olduğu” gerçeği üzerinden soruyorum bu soruyu. Mesela sizinle konuştuğumuz şu sıralarda genç komedyen Deniz Göktaş tutuklandı.
Devlet halkını mı temsil eder yoksa devlet sadece kendini mi temsil eder? Şimdi eğer buradan bakarsak olaya, cevap devleti nerede tanımladığınıza bağlı olarak değişebilir. Ben devleti halkın vicdanıyla tanımlarım. Yani halkıyla tanımlarım. Mesela “devletin hafızası vardır, unutmaz” derler. Buradan bakarım ben olaya, öbür türlü baktığında çıkamayız bu işin içinden. Çünkü orada iş artık bireyselleşir.
-Siz olması gerekeni söylüyorsunuz. Ben bugünkü devlet yapısını ve işleyiş tarzını hatırlatarak bir soru soruyorum.
Ama bunlar geçicidir. Bugünü tanımlayıp üzerinden devleti yorumlarsak, bir yere gidemeyiz. Yani eğer devleti konuşacaksak ben halkının vicdanıyla birleşmiş, halkıyla birleşmiş biz devlet tanımı üzerinden giderim. Çünkü inandığım devlet odur. Ama bugünü konuşursak, konu farklı yerlere gidebilir. Biraz önce Deniz Göktaş’ın tutuklandığını hatırlattınız. Buna benden önce yorum yapması gerekenler kendi meslektaşları değil mi? Onlar bu konuyla ilgili konuşmazken benim konuşmam abesle iştigal değil mi?
-Ben size Deniz Göktaş'la ilgili bir soru sormadım. Sadece yargının nasıl bir atmosferde ve nasıl bir siyasi karar silsilesine bağlı olarak karar alabildiğini hatırlatmak istedim. Aynı devletin sizin kanalınıza sudan bir bahaneyle el koymasından endişe duyup duymadığınızı soruyorum.
Burada asıl olan devlet, içindeki taktikler ve manevraları eğer devletin bütününe oturtursak o zaman doğru bir tespit çıkmaz.
DEVLETİN HAKKIMI TESLİM EDECEĞİNE İNANDIĞIM ANA KADAR TÜRKİYE’YE DÖNMEM
-Sonuçta bugünkü “manevraları” konuşmak zorunda olduğumuz bir andayız. “Ben eninde sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin benim hakkımı teslim edeceğini düşünüyorum. Ama o güne kadar da Türkiye'ye dönmem” mi diyorsunuz yani?
Yani almak istediğiniz cevap oysa, öyle diyelim. Çünkü öyle durum.
KADININ TEKİ ÇIKIYOR DEVLET KURUMLARINA AYAR VERİYOR DEVLET DE ÇIKIP ‘SEN KİM OLUYORSUN?’ DİYE SORMUYOR
-Ben sizin ne demeye çalıştığınızı anlamaya çalışıyorum sadece. Böyle düşünmüyorsanız neden “hayır öyle düşünmüyorum” demeyesiniz ki?
Nelere şahit olduğumuz bir dönemdeyiz. Kadının teki çıkıyor devlet kurumlarına ayar veriyor. “Şunu şunu yapın” diyor. Bize yüz milyon dolarlık kredi verilmiş vesaire. Devlet de çıkıp “Sen kim oluyorsun?” diye sormuyor mesela.
DEVLET BİRİSİ KREDİ ALMIŞSA BİLİR KARDEŞİM
-Oraya da gelecektim ama madem siz açtınız konuyu, şimdi sorayım. Tamar Tanrıyar -ki ben de ismini son haftalara kadar hiç duymamıştım- size bir kamu bankasından Halk TV için 40 milyonluk, Sözcü TV sahibi Burak Akbay için de 60 milyon kredi verileceğini iddia etmiş. Ama Serhat Albayrak ile ilgili de iddiaları varmış ve bu nedenle gözaltına alınıp bırakılmış. Sosyal medya mesajınızdan anladığım dava açmışsınız kendisine. Sonuçta daha ziyade dedikoduları “gerçek” gibi sunan birine neden bu kadar takıldınız?
Yahu devlet büyük bir kurumdur, bilir kardeşim zaten burada bir kredi alınmışsa. Kamu bankası olsa da bilir özel banka da olsa bilir. Niye alınmış? Nasıl alınmış? Kim almış? Kim vermiş? Neyi yapmış? Neden yapmış? Hadi sen böyle bir şey duydun, devleti ve devlet kurumlarını küçümseyecek ve herkese ayar verecek bir biçimde o edepsizliği bu terbiyesizliği yaptın…devlet buna neden haddini bildirmiyor?
BUGÜNE KADAR SADECE İKİ KİŞİ İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM; TAMAR TANRIYAR VE ALİ HAYDAR FIRAT
-Gözaltına alınmış ya işte! Gerçi sizinle ilgili iddiaları nedeniyle değil “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiası ile gözaltına alınıp hemen serbest bırakıldı. Tam da bu nedenle “bir güç onu koruyor” yorumları yapılıyor. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?
Ben oraya girmiyorum. Ben sadece şunu diyorum; devlet kurumlarını bu şekilde aşağılayıcı, küçültücü, önemsizleştirici bilgi kullanamazsın kardeşim. Ben bunu sorgularım. Zaten ben kendisi hakkında suç duyurusunda bulundum. İkinci kez bir kişi hakkında şikayetçi oluyorum bunca yıldır. İlki de Ali Haydar Fırat hakkındaydı, o da yeni zaten. CHP’den 80 milyon TL gibi bir para aldığımı iddia ettiği için.
LONDRA SOKAKLARINDA YÜRÜRKEN ‘ALLAH’IM BEN NE GÜNAH İŞLEDİM DE BURDAYIM’ DİYE SORUYORUM, BEN NEDEN BİR İFTİRACININ TEMELİ OLMAYAN BİR CÜMLESİNDEN DOLAYI ÜLKEME GİDEMİYORUM?
-Oraya da geleceğiz ama Türkiye’ye dönüp dönmeyeceğinize ilişkin soruma tam yanıt alamadım.
Zaman zaman Türkiye'ye dönmeyi düşünüyorum. Birçok kez bu sokaklarda yürürken hep şunu demişimdir; “Allah'ım ben ne günah işledim de buradayım. Niye kendi ülkemde değilim?” belki siz buna riyakarlık diyeceksiniz. Sonuçta 35 yılda burada başarılı oldum. İngiltere bana bir iş hayatı sundu. Burada çoluğum çocuğum oldu, bir yaşam kurdum. Ama sonuçta Türkiye’ye gidip geliyordum. Ben ülkemde özlemden iş kurdum. Türkiye’de sorumluluk paylaşayım diye iş kurdum. Ben 15 Temmuz’dan sonra bütün mallarımı Türkiye'deki şirketim üzerine kaydettim. Ülkemi kaybedeceğim duygusu yaşayınca yaptım bunu. Ama işte bu melez ticari yapı nedeniyle sorunlar da yaşadım. Diyelim ki kredi alacağım, İngiltere bankasına gittim, “Malların Türkiye’de biz sana kredi veremeyiz” dediler. Türkiye’de de farklı koşulları yerine getirmediğim için vermediler. Ben kime ne yapmışım da ülkeme gidemiyorum? Üç ay önce 35 yaşında yeğenim vefat etti, gidemedim. Ya ben niye gidemiyorum bir tane iftiracının söylediği hiçbir temeli olmayan, hiçbir kaydı olmayan bir cümleden dolayı neden ülkeme gidemiyorum?
ÜLKEM İÇİN BİR ŞEY YAPMAK İÇİN HALK TV’Yİ SATIN ALDIM
-Bu sözlerinizden yakın gelecekte Türkiye’ye dönmeyi düşünmediğinizi anladım ben. Aslında en başa dönerek şunu sormak gerek sanıyorum; siz 2019’da Halk TV’yi neden satın almıştınız?
Ben ülkemi çok seviyorum ve ülkem için bir şey yapmak istiyorum. Orada olmak istiyorum. Bunun için aldım.
Sayfa başına git








