İş'te Gündem

Erdoğan'dan ikinci 'Nas' çıkışı: Faizin olduğu yerde bereket olmaz

3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizde bereket diye bir kavram vardır. Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi 1 liralık kazanç 2 liralık kazançtan üstündür. Faizin olduğu yerde bereket olmaz" ifadelerini kullandı.
Erdoğan'dan ikinci 'Nas' çıkışı: Faizin olduğu yerde bereket olmaz
Haberler / İŞTEFİNANS
6 Haziran 2026 Cumartesi 09:58

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, İslam ekonomisi, sermaye oluşumu, finansal aracılık, dijital İslami bankacılık, yapay zeka araçları ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarında yapılacak tartışmaların somut sonuçlar üretmesini temenni etti.

Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken bölüm ise faize dayalı ekonomik sisteme yönelik eleştirileri oldu.

“Faizin olduğu yerde bereket olmaz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında İslam iktisadının yalnızca ekonomik büyümeyi değil, toplumsal refahı, adaleti ve ahlaki ilkeleri de merkeze aldığını belirtti.

Faize dayalı küresel ekonomik düzeni eleştiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.

Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz.”

Erdoğan, ekonomik sistemlerin yalnızca kâr odaklı değil, insanı, toplumu ve çevreyi gözeten bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

"Hürmüz boğazındaki gelişmeler tüm dünyayı olumsuz etkiliyor"

Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağın yeni gerçeklikleri de masaya yatırılıyor zirvede.

Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan, dijital İslami bankacılığa, İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin ufuk açıcı neticelere vesile olmasını diliyorum.

Zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak görüyorum.

Şurası bir gerçek ki, İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz.

Hürmüz boğazındaki geçişlerin durma noktasına gelmesi tüm dünyayı olumsuz etkiliyor.

Savaş, kriz ve belirsizliklerin tesiriyle daha fazla tahrip ediliyor güven ortamı.

Ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği günleri yaşıyoruz.

"Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı"

Endişe verici bir rakam paylaşmak istiyorum. Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.

Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi 2008 krizi sonrasında palyatif adımlarla halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan iktisadi paradigmaya geçilmeden krizlerin önüne geçilmeden. Bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. Dünya 5’ten büyüktür tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır.

"Tüm dünya için daha adil ve güvenli model: Katılım finans"

İslam ekonomisinin prensiplerini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Bizde her şeyden önce bereket diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Kapitalizmin anlaması mümkün olmayan bir kavramdır. Yalnızca kâr maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp adaletin dışlandığı ortamda bereket kendisine yer bulamaz.

Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak mevcut sistemi bunun ışığında tamir etmek hepimizin önceliği olmalıdır. Tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir katılım finans. Sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayacak şey olarak görüyorum.

"Türkiye’de katılım finans istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor"

Ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için çalışıyoruz. Katılım finans kuruluşlarının, finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan Yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık.

Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkarttık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi’ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurtdışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk.

Türkiye’de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı şekilde artmaya devam ediyor.

Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL’yi aşan katılım bankacılığı sektördeki payını %9,5 seviyesine yükseltti. 3’ü dijital 10 katılım bankamız çeşitlenen ürün portföyüyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Katılım sermaye piyasalarında sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı, 614 milyar TL seviyesine geldi. %36’sı katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Bankacılık dışı sukuk reel %33,3 artışla 16,6 milyar TL oldu.

Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak konumunu sağlamlaştırdığını gösteriyor. Katılım esaslı emeklilik fonlarının büyüklüğü %74 artışla 798 milyar TL’ye, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri 239 milyar TL’ye yükseldi.

"Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı"

Katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü reel olarak %47 oranında arttı. 2025 sonu itibarıyla 864 milyar TL’ye ulaştı. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin aktif büyüklüğü 323 milyar TL’ye çıktı. Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. 2026 ilk çeyreğinde katılım endeksindeki şirketlerin toplam piyasa değeri BİST’teki tüm şirketlerin %36’sına ulaştı. 6,3 milyon yatırımcının %69’u katılım endeks kapsamındaki şirketlere yatırım yaptı.

Sigortacılık şirketlerinin toplam prim üretimi 26 milyar TL oldu. Bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon TL’lik toplam fon tutarının %40’lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi.

Katılım bankaları birleşiyor

Katılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada paylaşmak isterim. Emlak Bankası’nı 2018’de yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılım’a çevirmiştik. Kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden oldu. Emlak Katılım’ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde milletimizin güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkân sağlayacağız.

Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım’ın birleştirilmesi bir diğer hamlemiz olacak. Bu hamleyle sektör farklı bir ivme kazanacaktır."

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNDEM EKONOMİ İŞTEFİNANS BUSİNESSCLASS DÜNYA SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ İŞTEMAGAZİN OTOMOTİV LİFESTYLE
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 İş'te Gündem